ÇANAKKALE SAVAŞI, MUSTAFA ŞEFİK EFENDİ ve 15 TEMMUZ HATIRAM

 


Çanakkale Savaşı, Mustafa Şefik Efendi ve 15 Temmuz Hatıram

15 Temmuz 2016, Türk demokrasi tarihinin en karanlık ve sarsıcı günlerinden biri olarak hafızalara kazındı. O gece, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbe girişimi bertaraf edildi. Darbe girişiminin engellenmesinin ardından halkın bir kısmı meydanlarda nöbet tutmaya başladı. İşte bu nöbetlerden biri de İzmir’in Konak Meydanı’nda devam ediyordu.

O günlerde Alsancak’ta, adını vermeye gerek görmediğim Akhisarlı bir hemşerimle buluştuk. Ona yemek ikram ettikten sonra bir kahvehanede çay içmeye gittik. Orada yaşlı bir amca, sohbetimize kulak misafiri oldu ve muhabbetimize katıldı. Sohbetimiz bir ara Çanakkale Savaşı’na dönünce amca, torbasından bir kitap çıkarıp bana hediye etmek istedi. Ancak kitabın parasını ödemeden almak istemedim. Zira bu tür butik yayınevlerinin ve şöhret kazanmamış kitapların, büyük yayıncıların tekeli altında ezilip yok olmasından; bizlerin de ezberlerin dışındaki yeni fikirlerle buluşamamasından endişe ediyordum. Bu düşüncelerimi dile getirdikten sonra amcaya kitabın parasını vermekte ısrar ettim ve nihayetinde kitabı aldım.

Hemşerim, evine dönmek üzere metroya binmek istediğinden Alsancak’tan Konak’a doğru yola çıktık. Konak Meydanı’na vardığımızda, nöbet tutan vatandaşları koruyan sivil polisler bizi durdurup sorguladı. Metro istasyonuna gitmek istediğimizi söyledik. Sivil polislerden biri, elimdeki kitabın kapağında başında kalpak bulunan Mustafa Şefik Efendi’nin fotoğrafını görünce, “Bırakın geçsinler!” dedi. Böylece meydana girmemize izin verildi. Yanımızdan geçtiğimiz insanlar, elimdeki kitabın kırmızı ve gülümseyen kapağına ilgiyle bakıyordu.

Tam kalabalığı aşıp metro istasyonuna ulaşmak üzereyken bir anda saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okunmaya başlandı. O sırada televizyon kameraları meydanda durmaksızın çekim yapıyordu. Saygı duruşunun ardından metro istasyonuna ulaştık. Hemşerime Manisa kavşağına nasıl gideceğini tarif ettikten sonra ben de eve döndüm. Böylece 15 Temmuz sonrası demokrasi nöbetlerine dolaylı olarak katılmış olduk.

Mustafa Şefik Efendi’nin kitabı sayesinde metro istasyonuna zamanında ulaşabilmiştik. Kitabın kapağındaki kalpaklı Mustafa Şefik Efendi fotoğrafı olmasaydı, polislere durumu anlatana kadar epey vakit kaybederdik.

Mustafa Şefik Efendi’nin ve silah arkadaşlarının yaşadıklarını okudukça derin bir keder, şaşkınlık ve her şeye rağmen umut dolu bir iyimserlik hissettim. Kitabın sade dili, Osmanlıcadan günümüz Türkçesine yapılan başarılı çeviriyle daha da anlam kazanmıştır. Muhammet Sait Konar’ın çevirisi ve yayın yönetmeni Cahit Önder’in emekleriyle Şehitkale Yayıncılık, tarih literatürüne büyük bir eser kazandırmıştır.

Mustafa Şefik Efendi’nin hatıralarında anlattığı ayrıntılar, okuyucuyu adeta şoke edecek niteliktedir. Efendi’nin dili oldukça keskin ve yer yer mizahi bir üsluba sahiptir. Yozgat mahkemelerinde zabıt kâtipliği yapmış olması, bu deneyimlerini hatıralarına yansıtmasına ve kitabın diline ayrı bir renk katmasına olanak sağlamıştır.



Çanakkale’de kapitalist emperyalizme karşı direnen, İstanbul’u teslim etmeyen ve ölümü göze alarak efsanevi bir mücadele veren komutanlarımızı, Mustafa Şefik Efendi’yi ve adı sanı bilinmeyen tüm kahramanlarımızı hürmet ve minnetle anıyorum. Onların vatan sevgisi ve insanlık adına verdikleri mücadele, bugün bile bizlere ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Yüce Gök, bir daha Türk halkına ikinci bir Çanakkale Savaşı yaşatmasın.

Kitabın künyesi: Mustafa Şefik Efendi, Çanakkale, Kafkas, Gazze ve Sina Cephelerinde Yaşadıklarım, 1. Baskı, Şehitkale Yayıncılık, İzmir, Nisan 2013, 2.000 adet, 368 sayfa.