Yanık Ekmek Yiyen Cennete Gider
Pazar günleri çalışmıyorum, haliyle evdeki sabah erken kalkıp kahvaltıyı hazırlama işi bende. Benimkiler uyanmadan sofrayı hazırlamalıyım, acele. Hayatım boyunca hep hızlı hareket etmeye çalıştım, her hızlı hareket ettiğimde ise bir şeyleri kırdım, döktüm, hiç akıllanmayacağım sanırım. Azıcık ağırdan almayı bilseydim ne olurdu sanki Allah’ım! Tabakları dolaplardan çıkarırken mutfak sanki panayır yeri, bir gürültü yapıyorum. Özünde sessiz biriyim amma acelem varsa ve tribünleri dolu gördüm mü ver senfoniyi ver Beethoven’ı verr! İş yapıyoruz ya herkes görecek illa! Hayat müşterek düsturumu yaşayayım derken daha çok ses çıkarıyorum. Halt ediyorum. Yumurtayı tavaya kırmadan ulaştırabilsem bari. Tabakları düzgünce yerleştirdim, çatal ve bıçak olması gerektiği yerde, masada siyah zeytin, yeşil kırma zeytin, lutenitsa, domates, salatalık, tulum peyniri, çeçil peyniri, reçel çeşitleri, Burhaniye’nin köylerinden gelme hakiki çam balı, tereyağı, kuru kayısı, birkaç parça cevi...