Kayıtlar

KIRIK DÖKÜK PORTRELER üzerine

Resim
  BİR KENTİN UNUTULMAYAN YÜZLERİ Kısır siyasetin ve seçimlerin darmadağın ettiği, her şeyi küçük parçalara ayırdığı zihinlerin bunca gürültüye nasıl dayandığını düşünürken yine kendimi edebiyata sığınmış buldum. Bunca gürültünün içinde sanal hayatın ve dijital hayatın kolpaları beni yoruyordu. Bir yandan “Neler oluyor?” diye merak ediyor, diğer yandan kendime “Ne olacağını zaten biliyorsun” diye telkinde bulunuyor, kendimi koşullandırıyordum. İnsanız; maalesef umut etmek, varoluşumuzun içinde var. Ataları son nefesine kadar çarpışmış bir ailenin devamcısıyım; devamsızlıklarım çok olsa da… Hafta sonu memlekete gittiğimde hâlâ kitap satmaya çalışan bir dükkândan Ali Özenç Çağlar’ın *Kırık Dökük Portreler* adlı kitabını aldım. Elime almamla bitirmem bir oldu. Kendisi hem yaşça hem de fikirce benden büyük, “üstadım” statüsündedir. İkinci romanımı yazarken onun yol göstericiliği ve edisyon konusundaki yardımları olmasaydı, *Yoldaşım Woswos*’u bugünkü hâline getiremezdim. Bu yazı, ya...

İZMİR’DE CHP’DE YENİ SOLUK

Resim
  İZMİR’DE CHP’DE YENİ SOLUK **Olayların Tahmini Başlangıç Dönemi: Temmuz 2023** 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan ve 28 Mayıs’ta ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, CHP içindeki bir grubun gizli Zoom toplantılarının sızmasıyla süreç ve kriz başladı. “Zoomcular” olarak bilinen ve sonrasında kendilerine “değişimciler” diyen bu grubun başında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu bulunmaktadır. İlk etapta gizli olduğu iddia edilen “Değişimciler” adlı grubun/örgütün öne çıkan isimleri şunlardır: - **Özgür Özel** (2011-2026; 15 yıldır vekil). CHP üyeliği öncesindeki hayatına ilişkin şehirde anlatılanlara ve basına yansıyan bilgilere bakılırsa, kendisinin “benim kahramanım” dediği AKP kurucusu ve o dönem ağır düzeyde Fetullahçı olarak nitelendirilen avukat Bülent Arınç’ın koruma ve kollamasıyla sivil toplum kuruluşlarında ve meslek odalarında çeşitli düzeylerde yöneticilik yapmıştır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünü açmasıyla partide hep üst düzey gö...

GELENİ ANLAMAK, GEREĞİNİ YAPMAK

Resim
  Geleni Anlamak, Gereğini Yapmak Bireyin, toplumların ve toplumları oluşturan toplulukların, kendi içlerinde ve dış dünyalarında olan biteni hemen anlaması genellikle zordur. Odaklanma, dinleme, anlama, beklenti içine tekrar girme, kavrama ve bilince çıkarma aşamalarında illa bir yerde takılıp ilerleyemezler. İlerleyememe sonucunda üç durum ortaya çıkar: 1. Tekrar başa dönüp denemek (tekerrür etmek). 2. Morali bozulup tekrar denemeyi bırakmak. 3. Düştüğü yerden kalkıp devam etmek. İnsanlık tarihi ve insanın bireysel ilerleyişi, 45 derecelik doğrusal bir açıyla gerçekleşmez. Böyle bir doğrusallık, daha çok kâinatı anlamak için kullanılan ve nesnelerin soyut anlatım dili olan matematikte bulunur. Ancak matematik, tek başına bir anlama ve değiştirme aracı değildir. Bu noktada sosyal bilimler devreye girer. Matematik biliminin incelediği ve sonuç olarak ortaya koyduğu bilgiler ışığında karar vermek ve seçim yapmak gerekebilir. Her seçimde birden fazla etkileşimli sonuca ...

HIRS-DÜŞÜŞ-TEFEKKÜR (ÖYKÜ)

Resim
  Hırs – Düşüş – Tefekkür Nazlı nazlı salınan, yüz bin yıllardır oradan akıp giden nehrin oluşturduğu kıvrımlara bakıp bir sigara daha yaktı; dümdüz ovadaki yemyeşil bağların ve beyaz bağ direklerinin nizamına baktı. Torunu, son kökleri kontrol edip ona doğru yürümeye başlamıştı. Vakit ne garip akıyordu; insan hayatı bu koca kâinatta neye tekabül ederdi ki? Aklı yine geçmişe gitti: Nerede hata yapmıştı? Nasıl bu hâle gelebilmişti? Öykü, yıllar yıllar önce başlıyordu. Karanlık doksanlı yıllar; yer Türkiye, şehir ise Ege’de bir kasabaydı. Şehrin ileri gelenleri, siyasete karışmamış temiz bir oğlan arıyordu. Geçmiş nesiller kendini kirletmişti; hem söz dinlemezlerdi hem de onlarla uğraşmaya gerek yoktu. Hiç siyasete karışmamış oğlanı evde FIFA oynarken buldular. Çocuk okulda hırslıydı; notları yüksekti, hatasızdı ve hep sanki bir şeylere hazırlanıyormuş gibiydi. Şehrin ileri gelenleri için biçilmiş kaftandı. Akranları, “Memleket iyi durumda değil” diyerek çıkış yolları ara...

ÇANAKKALE SAVAŞI, MUSTAFA ŞEFİK EFENDİ ve 15 TEMMUZ HATIRAM

Resim
  Çanakkale Savaşı, Mustafa Şefik Efendi ve 15 Temmuz Hatıram 15 Temmuz 2016, Türk demokrasi tarihinin en karanlık ve sarsıcı günlerinden biri olarak hafızalara kazındı. O gece, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) gerçekleştirmeye çalıştığı hain darbe girişimi bertaraf edildi. Darbe girişiminin engellenmesinin ardından halkın bir kısmı meydanlarda nöbet tutmaya başladı. İşte bu nöbetlerden biri de İzmir’in Konak Meydanı’nda devam ediyordu. O günlerde Alsancak’ta, adını vermeye gerek görmediğim Akhisarlı bir hemşerimle buluştuk. Ona yemek ikram ettikten sonra bir kahvehanede çay içmeye gittik. Orada yaşlı bir amca, sohbetimize kulak misafiri oldu ve muhabbetimize katıldı. Sohbetimiz bir ara Çanakkale Savaşı’na dönünce amca, torbasından bir kitap çıkarıp bana hediye etmek istedi. Ancak kitabın parasını ödemeden almak istemedim. Zira bu tür butik yayınevlerinin ve şöhret kazanmamış kitapların, büyük yayıncıların tekeli altında ezilip yok olmasından; bizlerin de ezberlerin dışındaki...

BAĞIMSIZ SİNEMADA BİR YOL: DRİVEWAYS FİLMİ üzerine

Resim
  **Bağımsız Sinemada Bir Yol: Driveways** *Driveways* (2019), Amerikan Bağımsız Sineması’nın minimalist bakış açısıyla; bireysel ve toplumsal yabancılaşma dinamiklerini, ötekileştirme süreçlerini ve sosyal bağlılıkların dönüşümünü ele alan bir drama filmidir. Estetik paradigmasını muhteviyatıyla birleştiren film, günümüz sinema söylemine mütevazı ancak derinlikli bir epistemolojik katkı sağlamaktadır. Bu makale, filmin tematik incelemesini, Amerikan Bağımsız Sineması geleneğindeki yerini ve karakter analizlerini içermektedir. **AMERİKAN BAĞIMSIZ SİNEMASI** Sinema ve cep romancılığı sektörleri, ABD’de çalışmak dışında bir şey bilmeyen işçi sınıfının oyalanmasına yönelik olarak kurgulanmıştır. Teknoloji geliştikçe ev işlerini yapan makineleri satın alan çalışan sınıflar; çamaşır, ev temizliği ve bulaşık gibi yorucu yüklerden kurtuldukça zamanlarını doldurmakta zorlanmaktadır. Basit filmler ile üçüncü şahıs ağzıyla yazılmış, kolay anlaşılır aşk ve “kariyer başarısı” anlatan rom...

YİRMİ BEŞ KURUŞ için (ÖYKÜ)

Resim
  Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü) Can, o sabah hayatının en küçük hatasını yapacağını bilmiyordu. Yirmi beş kuruş, her şeyine mal olacaktı. Gecenin sıcağı, İzmir’in dinmeyen esintisiyle pencereden içeriye hızla girmekteydi ve o yine uyuyakaldı.   Sabah güneşi İzmir’i kavurduğunda, ter içinde uyandı. Çukurda kalan semtler yanıyordu; tepelerdekiler serin miydi acaba? İçindeki çukura kızdı, aslında gücü yetmediği için çukurdaki semtlerden ev aldığı için kendine kızgındı.   Yandaki metal para öbeğine bakıp iç geçirdi. Can’ın günlerdir ertelediği bu metal paraları ayıklayıp markete götürme işi gözünde büyüyordu. Daha sınava bir yıl var diye her şeyi erteleyen öğrenciler gibi, az daha biriksin sonra götürürüm diye iç geçirdi. Çayı demleyip, dışarıya ekmek ve gazete almaya çıktı. Hafta sonu gazete almayı bir türlü bırakamamıştı.   Evde olan onca teknolojik cihaza rağmen, her pazar gazetesini almazsa, ölüm döşeğindeki davaya ihanet, kaybettiği arkadaşlarını sırtta...