ESİNTİ
Kuzeyden gelen rüzgâr, boğazın üstünden tuz kokusunu alıp odamın açık balkon kapısından ciğerlerime ulaştı. Hayat denilen kavga önce kuş sesleriyle sonra arabaların pat pat yapan egzoz sesleriyle tekrar başladı. Bugün canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. Yine bir cumartesi yine ne yapacağını bilememe hali. Okuyacak gazete kalmadı, ah keşke basılı düzgün gazeteler olsaydı, içinde bizi üzmeden gerçek haberler anlatan. Bu sosyal medyadaki political correct işi beni çok yordu, cumartesi eki istiyorum, cumartesi kahvaltısında masamda duracak, çayımı içtikten sonra sayfalarını karıştıracağım gerçek bir gazete. Sıkıntımı geçiremese de beni oyalasın. Dijital de olur, sıkmasın beni, oyalasın, yoksa gider dünyayı kurtarmak yerine seramik kursuna üye olurum. Yatakta öylece uyanık yatıp tavana bakmak, başımı ağrıtacak, biliyorum. Tavandaki kolon laf atıyor, ciddiye almıyorum. Odama dolan serinlikle ürperip, ayaklarımı örtüyorum. Her daim koşmayı, savaşmayı öğütleyen uyarıcılara bugünlük kend...