GELENİ ANLAMAK, GEREĞİNİ YAPMAK

 


Geleni Anlamak, Gereğini Yapmak

Bireyin, toplumların ve toplumları oluşturan toplulukların, kendi içlerinde ve dış dünyalarında olan biteni hemen anlaması genellikle zordur.

Odaklanma, dinleme, anlama, beklenti içine tekrar girme, kavrama ve bilince çıkarma aşamalarında illa bir yerde takılıp ilerleyemezler. İlerleyememe sonucunda üç durum ortaya çıkar:

1. Tekrar başa dönüp denemek (tekerrür etmek).

2. Morali bozulup tekrar denemeyi bırakmak.

3. Düştüğü yerden kalkıp devam etmek.

İnsanlık tarihi ve insanın bireysel ilerleyişi, 45 derecelik doğrusal bir açıyla gerçekleşmez. Böyle bir doğrusallık, daha çok kâinatı anlamak için kullanılan ve nesnelerin soyut anlatım dili olan matematikte bulunur. Ancak matematik, tek başına bir anlama ve değiştirme aracı değildir. Bu noktada sosyal bilimler devreye girer. Matematik biliminin incelediği ve sonuç olarak ortaya koyduğu bilgiler ışığında karar vermek ve seçim yapmak gerekebilir.

Her seçimde birden fazla etkileşimli sonuca ulaşılmaktadır. Bireyin, toplumların ve toplumları oluşturan toplulukların her davranışının altında bir güdü ve beklenti vardır. Dünya, doğa ve toplum alanlarında bu güdü ile beklentilerin yansımaları, somut sonuçlara dönüşmektedir. Genellikle doğru programı ve örgütlenmeyi başaran, tüm modülleri ahenk içinde kurabilenler, istedikleri sonuca yakın bir sonuca ya da istedikleri sonuca tam olarak ulaşabilmektedir.

Dünya üzerindeki hiçbir toplum, birey ve topluluk aynı hızda, aynı esneklikte ve aynı esenlikte değişim gösteremez. Değişime verilen tepki; değişimin varlığıyla temas eden bireylerin, toplumların ve toplulukların kavrama ile değiştirme gücüyle orantılıdır.

Yerel seçimlerde toplumun, yaratılan ekonomik yıkım ve kahır karşısında tepkisiz kalmadığı; gözü kapalı peşinden gittiği kesime değil, diğer kurumlara görev verme konusunda umudunu diri tuttuğu görülmektedir.

Bir karar verilmesi gerekmektedir; bu karar bir seçimi doğurur. Seçimin sonucunda ise yeni dönem ve kronik sorunlarla baş başa kalınacaktır. Sorunlarla boğuşmaya talipli olanlar; bu sorunları çözecek ya da sorunların üstüne atlayıp onları evcilleştirecek kalitede insan ve kadrolar açısından ne durumdadır?

İnsan zihni, akıl yürütürken ve düşünürken kendine sorular sorar; tefekkür ve muhasebe atmosferinde iç ve dış koşullarını değerlendirir. Bu sorular kaçınılmaz olarak bir programı gerektirir.

Aşağıdaki öneriler, oluşan ya da oluşacak ortak, birleşik ve tek bir hedefe kilitlenmiş toplulukların halkı ikna edebilmesi için dikkate alınmalıdır.

Bu yazıyı dikkate alması gerekenler yalnızca bu ülkenin karar vericileri ve siyasetçileri değildir.

Ülkemizdeki kaliteli, halkını seven, dürüst, dik duruşlu, alçak gönüllü ve karakter sahibi insanların da bu önerileri dikkate alması gerekir.

Tartışmanın bir yerden başlayıp insanların fikirlerini ifade etmesi bir şeydir.

Kısır olmayan bir tartışmanın sonunda elle tutulur bir programa ulaşmak başka bir şeydir.

Birleşik ve kapsayıcı bir programın hayata geçirilmesi için gereğini yapmak ise üçüncü şeydir.

Taslağın başlıkları aşağıdadır:

1. Eşitlik

2. Tam bağımsızlık

3. Demokrasi

4. Sürdürülebilir ekonomi

5. Halkçı yasal düzenlemeler

6. Çoğulculuk ve toplumsal barış

7. Kadınların, çocukların ve engellilerin hayat koşullarının iyileştirilmesi

8. Tarımda kalkınma ve kontrollü üretim

9. Sanayi kollarında devlet denetimi ve kısmi kamulaştırma

10. İnsanca ücret ve temel gıda maddelerinde fiyat sabitlemesi